Recents in Beach

header ads

Altın Maskelerin Ardındaki Dehşet: Antik Mısır’ın Bilinmeyen Ritüelleri

 


Antik Mısır, görkemli piramitleri ve altın maskelerinin ardında, bugünün insanını oldukça ürperten, bazen iğrendiren bazen de korkutan birçok tuhaf uygulamaya ev sahipliği yapıyordu. Ölümden cinselliğe, tıptan sosyal yaşama kadar uzanan bu gelenekler, aslında onların evren ve ölümden sonraki hayat anlayışlarının bir parçasıydı.

İşte Antik Mısır'ın karanlık ve ürkütücü bulunan o uygulamalarından bazıları:


1. Mumyalamanın Korkutucu Detayları

Mısırlılar için mumyalama sadece bir defin işlemi değil, ruhun bedene dönebilmesi için yapılan kutsal bir cerrahi müdahaleydi. Ancak bu sürecin teknik kısımları oldukça ürkütücüdür:

  • Beynin Burundan Çıkarılması: Mısırlılar beynin önemsiz bir organ olduğuna (duyguların ve aklın merkezinin kalp olduğunu düşünürlerdi) inanırdı. Bu yüzden bir çengel yardımıyla beyni burun deliklerinden parça parça çekip çıkarır, kalanını ise asitle eritirlerdi.

  • İç Organların Kavanozlanması: Mide, akciğer, karaciğer ve bağırsaklar çıkarılır; Kanopik Kavanozlar adı verilen kaplarda saklanırdı.

  • Ağız Açma Ritüeli: Mumyalama bittiğinde, rahip özel aletlerle mumyanın ağzına dokunurdu. Bu ritüelin amacı, ölen kişinin öbür dünyada tekrar nefes alabilmesini, yemek yiyebilmesini ve konuşabilmesini sağlamaktı.

2. Ölülerle Mektuplaşma ve Musallat Korkusu

Mısırlılar, ölen yakınlarının hayatlarına müdahale edebileceğine inanırdı.

  • Huzursuz Ruhlar: Eğer birisi rüyasında sürekli ölü bir yakınını görüyorsa, onun kendisine musallat olduğunu düşünürdü.

  • Mezara Mektup: İnsanlar, yaşadıkları talihsizliklerin (hastalık, kısırlık veya fakirlik gibi) sebebi olarak gördükleri ölü akrabalarına mektup yazar ve bu mektupları adaklarla birlikte mezarlara bırakırlardı. Mektuplarda genellikle "Bana neden bunu yapıyorsun?" gibi sitem dolu ifadeler yer alırdı.

3. Firavunların Tuhaf Ritüelleri

Firavunlar, tanrıların yeryüzündeki temsilcisi olarak doğanın dengesini korumakla yükümlüydü.

  • Nil Nehri Ritüeli: Verimliliği ve Nil’in taşmasını sağlamak için Firavunlar, halkın önünde Nil kıyısına giderek nehre boşalırlardı. Bu, evrenin yaratıcısı Atum’un dünyayı yaratma şeklini taklit eden kutsal bir eylem olarak kabul edilirdi.

4. Büyü ve Lanet Uygulamaları (Heka)

Büyü, Mısır'da her gün kullanılan "Heka" adlı bir güçtü. Ancak bazı uygulamalar oldukça sertti:

  • İmha Büyüleri: Bir düşmanı yok etmek için onun isminin yazılı olduğu seramik kaplar veya heykelcikler törenle parçalanır, yakılır veya gömülürdü.

  • Balmumu Bebekler: Kara büyüde, hedef alınan kişinin vücuduna iğneler batırılan balmumu bebekler kullanılırdı (vudu bebeklerine çok benzer).

  • Mumya Tozu: Ürkütücü olan bir başka gerçek ise Mısır'da değil, yüzyıllar sonra Avrupa'da yaşanmıştır. Orta Çağ ve sonrasında, Mısır mumyalarının şifalı olduğu düşünülerek öğütüldüğü ve "ilaç" niyetine yenildiği bir dönem olmuştur.

5. Garip Hamilelik ve Doğum Testleri

  • Arpa ve Buğday Testi: Bir kadın hamile olup olmadığını anlamak için arpa ve buğday tohumlarının üzerine idrarını yapardı. Eğer arpa filizlenirse erkek, buğday filizlenirse kız çocuğu olacağına inanılırdı. Şaşırtıcı bir şekilde, modern bilim bu yöntemin (idrardaki hormonlar nedeniyle) belli bir doğruluk payı olduğunu kanıtlamıştır.


Dilerseniz firavunların mezarlarındaki lanetlerin gerçek hikayeleri veya Mısır tıbbındaki garip ilaçlar (timsah dışkısı gibi!) hakkında daha detaylı bilgi verebilirim.

Antik Mısır tıbbı ve lanetleri, büyü ile bilimin birbirine karıştığı, modern insana "yok artık" dedirtecek kadar tuhaf detaylarla doludur. İşte o ürpertici listenin devamı:


1. Tıpta Kullanılan Tiksindirici Maddeler

Mısırlılar tıp konusunda gelişmiş olsalar da, ilaç tarifleri bazen mide bulandırıcı olabiliyordu:

  • Timsah Dışkısı: Kadınlar için bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılırdı. Timsah dışkısı bal ve sodyum karbonatla karıştırılarak bir tür macun haline getirilir ve vajinal bariyer olarak uygulanırdı. Şaşırtıcı bir şekilde, dışkının asidik yapısının sperm öldürücü bir etkisi olduğu düşünülmektedir.

  • Küflü Ekmek: Enfeksiyonlu yaraların üzerine küflü ekmek basarlardı. Bu, modern penisilin keşfinden binlerce yıl önce, antibiyotiğin ilkel ve içgüdüsel bir kullanımıydı.

  • Fare Tedavisi: Diş ağrısı çeken çocukların ağzına, ağrıyı dindireceği inancıyla yeni öldürülmüş ve ikiye bölünmüş sıcak fare vücutları konulurdu.

2. Firavun Lanetlerinin Perde Arkası

"Firavun’un huzurunu bozanlara ölüm kanatlarıyla gelecektir" efsanesi, aslında hırsızları korkutmak için mezar duvarlarına yazılan uyarılardan ibaretti. Ancak bu lanetlerin ardında biyolojik gerçekler de olabilir:

  • Mezar Mantarları: Binlerce yıl kapalı kalan mezarlarda Aspergillus flavus gibi tehlikeli mantar sporları ürer. Mezar açıldığında bu sporları soluyan kişilerde ciddi akciğer enfeksiyonları ve kanamalar görülebilir.

  • Zehirli Gazlar ve Toz: Mısırlılar mezar duvarlarını boyarken bazen arsenik içeren maddeler kullanırdı. Ayrıca mezar içine konulan organik maddelerin çürümesiyle oluşan amonyak ve hidrojen sülfür gazı, odaya giren ilk kişiyi çarpabilirdi.

3. Evcil Hayvanların Ürkütücü Sadakati

Mısırlılar hayvanlara tapar derecede değer verirdi, ancak bu sevgi bazen trajik sonuçlar doğururdu:

  • Toplu Kedi Mumyalaması: Tanrıça Bastet'e sunulmak üzere binlerce kedi kurban edilir ve mumyalanırdı. Arkeologlar, bazı kedi mumyalarının içindeki kedilerin boyunlarının kasıtlı olarak kırıldığını keşfetmişlerdir.

  • Sahibiyle Gömülme: Özellikle erken hanedanlık dönemlerinde, Firavun öldüğünde onun hizmetçilerinin ve evcil hayvanlarının da "öteki dünyada hizmet etmeye devam etmeleri için" öldürülüp firavunla birlikte gömüldüğüne dair kanıtlar mevcuttur.

4. Güzellik Uğruna Tehlikeli Makyaj

Mısırlıların meşhur sürmeli gözleri sadece estetik amaçlı değildi:

  • Kurşun Bazlı Sürme: Gözlerine sürdükleri siyah sürme (kohl), yoğun miktarda kurşun içeriyordu. Evet, bu madde göz enfeksiyonlarını engelliyordu ancak uzun vadede vücutta kurşun zehirlenmesine ve bilişsel bozukluklara yol açabiliyordu.

  • Peruklardaki Yağ Konileri: Ziyafetlerde Mısırlılar başlarının üzerine hoş kokulu hayvansal yağlardan yapılmış koniler koyarlardı. Gece boyunca bu yağ erir, kişinin peruğundan aşağı akar ve vücuduna yayılırdı. Bu onlar için hem bir parfüm hem de nemlendiriciydi, ancak günümüz standartlarında oldukça yapışkan ve kirli bir görüntüydü.

Yorum Gönder

0 Yorumlar